Osmanlı’nın İhtişamlı Dönemi Lale Devri

Lale Devri Özellikleri

Lale devri dönemi Osmanlı devletinin, en ihtişamlı ve merak uyandıran dönemleri arasında yer alır. Bu dönemin padişahı Üçüncü Ahmet olarak bilinmektedir. Padişaha yardımcı olan dönem sadrazamı ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşadır. Pasarofça Antlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan bu dönem, büyük isyanlardan olan Patrona Halil’le beraber sona ermiştir. Antlaşma 1718 yılında yürürlüğe girmiştir. Baş kaldırış 1730 yılında ortaya çıkmıştır. Bu aradaki on iki yıllık dönem de hiç savaş yapılmamış ancak bazı yeniliklere öncülük edilmiştir.

Lale Devri Yenilikleri

Lale devri özellikleri arasında en önemlisi, her dönem savaş olan Osmanlı Devleti’nde bu dönem savaş yapılmamasıdır. Bu nedenle Lale devri zevk ve sefanın doruklarda yaşandığı bir dönem olarak akıllara kazınmıştır. Bu dönemde yapılan yenilikler:

  • Eğlencenin yanında kültürel faaliyetlere de ağırlık verilmiştir. Önceden yabancılardan alınan matbaa kullanılırken, bu dönemde Türkler tarafından matbaa yaparak kullanıma sunulmuştur. Bu matbaanın öncüsü olan, İbrahim Müteferrika, matbaanın faaliyete girmesiyle beraber yayınlara başlamıştır. Kendisine bu süreçte hem matbaa kurarken hem de yayınlarda Sait Efendi yardım etmiştir. Birlikte çıkardıkları ilk eser Vankulu Lügati olarak karşımıza çıkmaktadır.
  • İlk itfaiye birliği bu dönemde kurularak, hizmet vermeye başlamıştır. Bu devlet adına büyük bir yeniliktir ve bu birliğe Tulumbacılar adı verilmiştir.
  • Lale devri yenilikleri içerisinde bir diğeri ise, çiçek aşısının bu dönemde bulunmasıdır. Bu aşı, düzenli olarak uygulanarak, insan sağlığına verilen önem vurgulanmıştır.
  • Türkçe yayınların önemli olduğunu anlatmak ve halkın eserleri daha iyi inceleyebilmesi adına, yabancı kaynaklar Türkçe diline çevrilmiştir. Öncelikli olarak doğudan alınan klasiklerde çeviriler yapılmıştır.
  • Matbaanın işlemesi için kağıt fabrikaları açılmaya başlamıştır. İlk fabrika Yalova’da kurularak hizmete açılmıştır.
  • Avrupa mantığını daha iyi anlamak ve inceleme olanağı bulmak adına o bölgelere elçiler gönderilmiştir. Bu elçiler, oralarda ki işleyiş hakkında padişaha gerekli raporları sunmuştur. Bu şekilde Osmanlı ve Avrupa arasında eğitim ve yayın durumunun da kıyaslanma olanağı ortaya çıkmıştır.
  • Mimari eser konularında devrim yaşanarak özellikle Avrupa kültüründen alınan eser modelleri denenmiştir. Barok tarzı eserler mimari yapıların inşaasında kullanılmaya başlamıştır. Rokoko gibi çizgiler de sanat eserlerinde kendine yer bulmuştur. Osmanlı’nın klasik çizgilerinden, modern çizgilere bir geçiş yaşanmıştır.
  • Lale devri modernleşmesi adı altında tüm sanat dallarını geliştirmek için kurumlar ve atölyeler açılarak yaygınlaştırmak amaçlanmıştır. Özellikle çini alanında bir çok çalışma yapılmıştır.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir