Aşk

AŞK

Tarih yalnızca savaşları, kazananları ve kaybedenleri yazmaz. Aynı zamanda büyük aşkları da yazar. Aslında herşeyin sebebi aşk değil midir zaten? Yeri gelir kimliğimizi doğamızı bile değiştiririz sevdiğimiz kişi için. Kendi doğamıza karşı geliriz. Üzülürüz seviniriz günün herhangi bir saatinden gelen basit bir mesaj bile yüreğimizi ağzımıza getirir. Heyecanlanırız. Elimizdeki bütün imkanları kullanırız onu mutlu etmek yüzünde bir tebessüm görmek için. Ama bazen de ağızdan çıkan tek kelime ile yıkılır bütün hayallerimiz, bırakır beyin endorfin salgılamayı başlar dopamin salgısı. Birden alakasız durumlar arasında ilişki sorgulamaya başlar gerçeklikten koparız. Çekiliriz yine sessiz hükümdarı olduğumuz hayal dünyamıza. Bir kara perde düşer gerçeklik penceremize. Uzaklaşırız gerçeklerden,kimsenin giremeyeceği istesek bile sokamayacağımız hayal dünyamıza. Kişi ne kadar kuvvetli ise yaşadığı aşkta o kadar yıkıcı olur. Dön bak Truva’ya. Sadece yıkım mı getirir aşk? Asla! Böylesine benzersiz yeryüzünde biz insanoğluna Tanrı tarafından verilmiş en büyük armağandır aşk. Nice şairler, mimarlar ve insanlar yaratmıştır. Aşk insanın içindeki yaratıcılığı ortaya çıkarması için bir tür dopingtir. Sevgimizi kusursuz bir şekilde göstermek isteriz. Dön ve bak Mihrimah Sultan Camii’ne. Senede birgün kutsal aşkını Tanrı’ya adamışçasına yaptırdığı eserlerine dönde bir bak şu Mimar Sinan’ın. Hep eksiksiz olsun herşey mükemmel olsun isteriz. Aman acele etmeyelim derken geç kalmaz mıyız? Büyük aşklar neden büyük olmuştur bilirmisin? Çünkü adını duyduğumuz hiçbir aşık kavuşamamıştır. Vazgeçmişler midir? Asla! Aşkları uğrunda intihar etmemişmiydi Cleopatra ve Antony? Karşılarına almamışlar mıydı yeryüzündeki en güçlü orduları. O imparatorluk ki bilinen tüm dünyayı fetheden Roma ordusu. Nice imparatorluklara diz çöktürmüş lejyonlar. Yetti mi gücü Antony ile Cleopatra’yı ayırmaya.

Bak İstersen
– Süleyman Can Deniz

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir